<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seboist64 Blog &#187; şiir</title>
	<atom:link href="http://seboist64.com/tag/siir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://seboist64.com</link>
	<description>Seboist64&#039;ün Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Nov 2011 13:07:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Değişen nedir güvercinleri</title>
		<link>http://seboist64.com/degisen-nedir-guvercinler-erhan-guleryuz/</link>
		<comments>http://seboist64.com/degisen-nedir-guvercinler-erhan-guleryuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 23:23:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seboist64</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esti öyle işte...]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[değişen]]></category>
		<category><![CDATA[dinle]]></category>
		<category><![CDATA[durbaş]]></category>
		<category><![CDATA[erhan]]></category>
		<category><![CDATA[güleryüz]]></category>
		<category><![CDATA[güvercineri]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[oku]]></category>
		<category><![CDATA[refik]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://seboist64.com/?p=797</guid>
		<description><![CDATA[Bazen bir şiir dinlemek istersin, yorum yapmadan, kendini anlatmadan&#8230; Bu da onlardan birisi işte, Refik Durbaş&#8217;ın Gökova&#8216;ya bakarken yazdığı bir şiir, herşeyi bir kenara koyup Erhan abiye kulak vermek isterseniz devamını okuyun, selamete blog!

Şiir: Refik Durbaş /  Seslendiren: Erhan Güleryüz /Fotoğraf : Seboist64
Dinlemek ve okumak için:&#62;&#62; devamını oku linkine ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen bir şiir dinlemek istersin, yorum yapmadan, kendini anlatmadan&#8230; Bu da onlardan birisi işte, Refik Durbaş&#8217;ın <strong>Gökova</strong>&#8216;ya bakarken yazdığı bir şiir, herşeyi bir kenara koyup Erhan abiye kulak vermek isterseniz devamını okuyun, selamete blog!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://seboist64.com/wp-content/uploads/2010/08/guvercinler.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-798" title="guvercinler" src="http://seboist64.com/wp-content/uploads/2010/08/guvercinler.jpg" alt="" width="768" height="517" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><em>Şiir: Refik Durbaş<strong> / </strong> Seslendiren: Erhan Güleryüz<strong> /</strong>Fotoğraf : Seboist64</em></p>
<p style="text-align: center;">Dinlemek ve okumak için:&gt;&gt; <strong><a href="http://seboist64.com/degisen-nedir-guvercinler-erhan-guleryuz/" target="_blank">devamını oku</a></strong> linkine tıklayın&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-797"></span></p>
<p>Dinlemek için:  </p>
<p><strong>Değişen nedir güvercinleri </strong>( bir parçası&#8230;)</p>
<p>Her insan bir eş arar<br />
&#8220;taşın kalbi olmaz derler<br />
onu da yosun sarar”<br />
bir oyun: tilki tilki saat kaç<br />
bir kız: ne çok sevmelerimin hülyalı kızı</p>
<p>Bir ince nakışla geçip gidiyor akşamüstü<br />
oysa dün gelecekti<br />
sabah alnımdan öperek uyandıracaktı<br />
çay demleyecektim<br />
kızarmış ekmek<br />
peynir<br />
dünyadan ve insanlardan konuşacaktık uzun uzun<br />
susacaktık uzun uzun<br />
sinemaya mı giderdik akşama doğru<br />
el ele tutuşup bir deniz kıyısına mı yaşmağı düşmüş martılarla<br />
bir ince nakışla geçip gidiyor akşamüstü oysa<br />
acıların uzağından<br />
kederlerin uzağından<br />
yalnızlığın uzağından<br />
kanat açarken ışıktan oyulmuş umutlarla<br />
kandili mavi alevli sulara<br />
neredesin şimdi</p>
<p>Bir ince nakışla geçip giderken akşamüstü<br />
tek sütun üzre bir haber<br />
direği kırılmış üç beş sözcük<br />
fermanı yazılmış<br />
solgun<br />
görünmeyen ufkunda zulmün<br />
nerede miyim şimdİ&#8230;</p>
<p>Kalbim<br />
ne çok yorgun kalbim ne çok</p>
<p>Sahi kaç yaşındaydık bir akşamüstü Çınaraltı’nda<br />
deniz kaç yaşındaydı rüzgârın menzilinde<br />
bereketli yağmurlarla bezenmişken bedeni<br />
gökyüzü kaç yaşındaydı<br />
saçlarını örerken ayışığının mavi tomurcukları<br />
toprak kaç yaşındaydı kan içinde yürekte<br />
ağaç kaç yaşındaydı, kuş kaç yaşında<br />
çiçek kaç yaşında<br />
sevda kaç yaşında<br />
gençliğim kaç yaşında</p>
<p>“Ey niyet sahibi! Bu kâğıt sana müjde ve uğur verecektir.<br />
Durumun yakında düzelecek, istediğin eline geçecektir.<br />
Yalnız düşündüğünü herkese söyleme.”</p>
<p>Ey niyet sahibi! Söylenmedik söz mü kaldı<br />
alınmadık can mı<br />
uçmadık kuş mu<br />
söyle şimdi kaç yaşındaydı söz<br />
hüzün kaç yaşında<br />
ölüm kaç yaşında</p>
<p>Çok mu uzun oldu en önemlisi sabrı öğrendim üzre mahzunluğum</p>
<p>Bir çiçek: acının nakışıyla işlenmiş yüzü<br />
bir sevda: yalnız geceleri yol alan trenlerde yaşanmış<br />
bir saat: akrebi umuda, yelkovanı hüzne ayarlı<br />
bir şaşkınlık: donup kalmış katline çıkarılan fermana<br />
bir ölüm: düşer düşmez ikinci cemre toprağa bir ölüm</p>
<p>Yağmurun yüzümün harmanında alevlendiği bir akşamüstü<br />
badem ağaçlarının gökyüzünü çiçeklediği bir akşamüstü<br />
ölümün nice bin ölümle mukabele bulduğu bir akşamüstü<br />
yıldızlardan soyundum nice bin yıldızlardan ey niyet sahibi<br />
Çınaraltı’ndan geçtim yüzümde bembeyaz güvercinlerle</p>
<p>Güneş battı<br />
masalar boşaldı<br />
sandalyeler toplandı<br />
babalar işten döndü<br />
sofralar kuruldu<br />
yağmur dindi<br />
bir şiir okusam şimdi<br />
nerede olursan ol<br />
dinler misin<br />
sesimi</p>
<p><em>Çok mu uzun oldu genç ölümlere gidip gelmelerden yorulmuşluğum</em></p>
<p><em><strong>Refik Durbaş</strong></em></p>
<p><em><strong><br />
</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://seboist64.com/degisen-nedir-guvercinler-erhan-guleryuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.fileden.com/files/2007/8/23/1375221/degisen_nedir.mp3" length="7719732" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>18 Mart</title>
		<link>http://seboist64.com/18-mart/</link>
		<comments>http://seboist64.com/18-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 21:43:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seboist64</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[18]]></category>
		<category><![CDATA[akif]]></category>
		<category><![CDATA[destan]]></category>
		<category><![CDATA[ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://seboist64.com/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[

Şu Boğaz Harbi nedir ? Var mı ki  dünyada eşi ?
En kesif orduların yükleniyor  dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için  Marmara&#8217;ya,
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir  karaya,
Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar  kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle &#8220;bu, bir  Avrupalı&#8221;
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu,  sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><a href="http://seboist64.com/wp-content/uploads/2010/03/18.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-573" title="18" src="http://seboist64.com/wp-content/uploads/2010/03/18-171x300.jpg" alt="" width="171" height="300" /></a></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="265" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/_FR6ZQR7HOE&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="265" src="http://www.youtube.com/v/_FR6ZQR7HOE&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></center></p>
<p>Şu Boğaz Harbi nedir ? Var mı ki  dünyada eşi ?<br />
En kesif orduların yükleniyor  dördü beşi,<br />
Tepeden yol bularak geçmek için  Marmara&#8217;ya,<br />
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir  karaya,<br />
Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar  kapalı!<br />
Nerde -gösterdiği vahşetle &#8220;bu, bir  Avrupalı&#8221;<br />
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu,  sırtlan kümesi<br />
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi,  yahut kafesi!</p>
<p>Devamı&#8230;<br />
<span id="more-572"></span> Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün  akvâm-ı beşer,<br />
Kaynıyor kum gibi&#8230; Mahşer mi,  hakikat mahşer,<br />
Yedi iklimi cihanın duruyor  karşında;<br />
Ostralya&#8217;yla beraber bakıyorsun  Kanada!<br />
Çehreler başka, lisanlar, deriler,  rengârenk.<br />
Sâde bir hadise var ortada:  Vahşetler denk.<br />
Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi  bilmem ne belâ&#8230;<br />
Hani tâûna da züldür bu  rezil istîlâ&#8230;<br />
Ah o yirminci asır yok mu, o  mahlûk-u asil<br />
Ne kadar gözdesi mevcûd ise  hakkıyla sefil,<br />
Kustu Mehmetçiğin aylarca  durup karşısına;<br />
Döktü karnındaki esrârı  hayâsızcasına.<br />
Maske yırtılmasa hâlâ bize  âfetti o yüz&#8230;<br />
Medeniyet denilen kahpe,  hakikat, yüzsüz.<br />
Sonra mel&#8217;undaki tahribe  müvekkel esbâb,<br />
Öyle müthiş ki: eder her bir  mülkü harab.<br />
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;<br />
Beriden zelzeleler kaldırıyor a&#8217;mâkı:<br />
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;<br />
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.<br />
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;<br />
Atılan her lâğımın yaktığı yüzlerce adam.<br />
Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;<br />
O ne müthiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer&#8230;<br />
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;<br />
Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak.<br />
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller<br />
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.<br />
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,<br />
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.<br />
Top  tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler&#8230;<br />
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..<br />
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;<br />
Alınır kal&#8217;a mı göğsündeki kat kat iman?<br />
Hangi  kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?<br />
Çünkü  te&#8217;sis-i ilâhî o metîn istihkâm.<br />
Sarılır,  indirilir mevki-i müstahkemler,<br />
Beşerir azmini  tevkîf edemez sun-u beşer;<br />
Bu gögüslerse  Hüdâ&#8217;nın ebedî serhaddi;<br />
&#8220;O benim sun-u  bedîim, onu çiğnetme!&#8221; dedi.<br />
ÂSIM&#8217;ın nesli..  diyordum ya&#8230; Nesilmiş gerçek;<br />
İşte  çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek,<br />
Şühedâ  gövdesi, baksan a, dağlar, taşlar<br />
O, rükû  olmasa dünyâda eğilmez başlar,<br />
Vurulup  tertemiz alnından uzanmış yatıyor;<br />
BİR HİLÂL  uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor!<br />
Ey, bu  topraklar için toprağa düşmüş, asker!..<br />
Gökten  ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.<br />
Ne  büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ&#8230;<br />
BEDR&#8217;in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi&#8230;<br />
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?<br />
&#8220;Gömelim gel seni târîhe!&#8221; desem, sığmazsın.<br />
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o <a onclick="window.open('http://kelimereklam.donanimhaber.com/test/?islem=tikla&amp;kid=360&amp;k=multiplayer&amp;s=43&amp;id=663&amp;sli=&amp;yrl=http://www.okcanoto.com.tr');" href="http://forum.donanimhaber.com/m_38513542/mpage_1/f_/key_//tm.htm#"><span><strong>kit</strong></span></a>âb&#8230;<br />
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.<br />
&#8220;Bu, taşındır&#8221; diyerek KÂBE&#8217;yi diksem başına;<br />
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;<br />
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,<br />
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,<br />
Ebr-i  nîsânı açık türbene çatsam da tavan,<br />
Yedi  kandilli Süreyyâ&#8217;yı uzatsam oradan;<br />
Sen bu  âvîzenin altında, bürünmüş kanına,<br />
Uzanırken,  gece mehtâbı getirsem yanına,<br />
Türbedârın gibi  tâ haşre kadar bekletsem;<br />
Gündüzün fecr ile  âvizeni lebriz etsem;<br />
Tüllenen mağribi,  akşamları, sarsam yarana&#8230;<br />
Yine bir şey  yapabildim diyemem hâtırana.<br />
Sen ki, son ehl-i  salîbin kırarak savletini;<br />
Şarkın en sevgili  sultânı SELÂHADDÎN&#8217;i,<br />
KILIÇ ARSLAN gibi  iclâline ettin hayran&#8230;<br />
Sen ki, İslâmı  kuşatmış, boğuyorken husran;<br />
O demir çemberi  göğsünde kırıp parçaladın;<br />
Sen ki rûhunla  berâber gezer ecrâmı adın;<br />
Sen ki a&#8217;sâra  gömülsen taşacaksın&#8230; Heyhât!<br />
Sana gelmez bu  ufuklar, seni almaz bu cihat&#8230;<br />
Ey şehid oğlu,  isteme benden makber,<br />
Sana âğûşunu açmış  duruyor <strong>PEYGAMBER</strong>.</p>
<p><strong>Mehmed ÂKİF ERSOY</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://seboist64.com/18-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir dost!</title>
		<link>http://seboist64.com/bir-dost/</link>
		<comments>http://seboist64.com/bir-dost/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 12:45:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seboist64</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esti öyle işte...]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[dostlu]]></category>
		<category><![CDATA[dündar]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://seboist64.com/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Dostum sözünü söylediğimde biz kardeş değilmiyiz lan! diyecek olan kardeşlerime ve tüm yakın arkadaşlarıma gelsin bu şiir!  Teşekkürler, büyüyorum sizinle&#8230;

BiR DOST 
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın&#8230;
&#8220;Nereden çıktın bu vakitte&#8221; dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
&#8220;Gözünün dilini&#8221; bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı&#8230;
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dostum sözünü söylediğimde biz kardeş değilmiyiz lan! diyecek olan kardeşlerime ve tüm yakın arkadaşlarıma gelsin bu şiir!  Teşekkürler, büyüyorum sizinle&#8230;</p>
<p><a href="http://seboist64.com/wp-content/uploads/2009/10/dostluksiir.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-317" title="dostluksiir" src="http://seboist64.com/wp-content/uploads/2009/10/dostluksiir-202x300.jpg" alt="dostluksiir" width="202" height="300" /></a></p>
<h2><strong>BiR DOST </strong></h2>
<p>Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın&#8230;<br />
&#8220;Nereden çıktın bu vakitte&#8221; dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;<br />
&#8220;Gözünün dilini&#8221; bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı&#8230;<br />
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.<br />
Kucaklamalı seni güvenli kolları,<br />
&#8230;dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı&#8230;<br />
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz&#8230;<br />
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.<br />
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.<br />
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, &#8220;hak ettim&#8221; diyebilmelisin.<br />
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi&#8230;<br />
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş&#8230;<br />
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.<br />
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş&#8230;</p>
<p>* * *<br />
<span id="more-315"></span></p>
<p>Böyle bir dostum var benim.<br />
Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim.<br />
Kuşağımın en iyisiydi hilafsız&#8230;<br />
Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yılın amansız parkurunu&#8230;<br />
Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu&#8230; Ekmeğimizi ve acılarımızı bölüştük. Çocuklar doğurduk, büyükler gömdük.<br />
Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk.<br />
Buluştuk geçenlerde&#8230;<br />
Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o kadar yorgun:<br />
&#8220;- N&#8217;apıyorsun&#8221; diye sordum.<br />
&#8220;- Seyrediyorum&#8221; dedi; &#8220;çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum&#8221;.<br />
Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti.<br />
İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba?<br />
Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra merakla karıştırır gibi&#8230;<br />
Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin karanlığını boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi&#8230;<br />
Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik.<br />
Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik.<br />
Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek devredebildiğimiz, çok daha ağırlaşmış bir kriz&#8230;<br />
&#8220;- İşte&#8221; diye iç geçirdi kadim dostum, &#8220;&#8230;bunları seyrediyorum bir kenardan sessizce&#8230;&#8221;</p>
<p>* * *</p>
<p>İşte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın&#8230;<br />
Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri&#8230;<br />
&#8220;Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız&#8221; diyebilmeli&#8230;<br />
Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:<br />
&#8220;Bunu da aşacağız!<br />
İmza: <strong>Bir dost</strong>!..&#8221;</p>
<p><strong>Can DÜNDAR</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://seboist64.com/bir-dost/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.fileden.com/files/2007/8/23/1375221/birdost.mp3" length="1103664" type="audio/mpeg" />
		</item>
	</channel>
</rss>

