Bazen bir şiir dinlemek istersin, yorum yapmadan, kendini anlatmadan… Bu da onlardan birisi işte, Refik Durbaş’ın Gökova‘ya bakarken yazdığı bir şiir, herşeyi bir kenara koyup Erhan abiye kulak vermek isterseniz devamını okuyun, selamete blog!

Şiir: Refik Durbaş / Seslendiren: Erhan Güleryüz /Fotoğraf : Seboist64

Dinlemek ve okumak için:>> devamını oku linkine tıklayın…

Dinlemek için: 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Değişen nedir güvercinleri ( bir parçası…)

Her insan bir eş arar
“taşın kalbi olmaz derler
onu da yosun sarar”
bir oyun: tilki tilki saat kaç
bir kız: ne çok sevmelerimin hülyalı kızı

Bir ince nakışla geçip gidiyor akşamüstü
oysa dün gelecekti
sabah alnımdan öperek uyandıracaktı
çay demleyecektim
kızarmış ekmek
peynir
dünyadan ve insanlardan konuşacaktık uzun uzun
susacaktık uzun uzun
sinemaya mı giderdik akşama doğru
el ele tutuşup bir deniz kıyısına mı yaşmağı düşmüş martılarla
bir ince nakışla geçip gidiyor akşamüstü oysa
acıların uzağından
kederlerin uzağından
yalnızlığın uzağından
kanat açarken ışıktan oyulmuş umutlarla
kandili mavi alevli sulara
neredesin şimdi

Bir ince nakışla geçip giderken akşamüstü
tek sütun üzre bir haber
direği kırılmış üç beş sözcük
fermanı yazılmış
solgun
görünmeyen ufkunda zulmün
nerede miyim şimdİ…

Kalbim
ne çok yorgun kalbim ne çok

Sahi kaç yaşındaydık bir akşamüstü Çınaraltı’nda
deniz kaç yaşındaydı rüzgârın menzilinde
bereketli yağmurlarla bezenmişken bedeni
gökyüzü kaç yaşındaydı
saçlarını örerken ayışığının mavi tomurcukları
toprak kaç yaşındaydı kan içinde yürekte
ağaç kaç yaşındaydı, kuş kaç yaşında
çiçek kaç yaşında
sevda kaç yaşında
gençliğim kaç yaşında

“Ey niyet sahibi! Bu kâğıt sana müjde ve uğur verecektir.
Durumun yakında düzelecek, istediğin eline geçecektir.
Yalnız düşündüğünü herkese söyleme.”

Ey niyet sahibi! Söylenmedik söz mü kaldı
alınmadık can mı
uçmadık kuş mu
söyle şimdi kaç yaşındaydı söz
hüzün kaç yaşında
ölüm kaç yaşında

Çok mu uzun oldu en önemlisi sabrı öğrendim üzre mahzunluğum

Bir çiçek: acının nakışıyla işlenmiş yüzü
bir sevda: yalnız geceleri yol alan trenlerde yaşanmış
bir saat: akrebi umuda, yelkovanı hüzne ayarlı
bir şaşkınlık: donup kalmış katline çıkarılan fermana
bir ölüm: düşer düşmez ikinci cemre toprağa bir ölüm

Yağmurun yüzümün harmanında alevlendiği bir akşamüstü
badem ağaçlarının gökyüzünü çiçeklediği bir akşamüstü
ölümün nice bin ölümle mukabele bulduğu bir akşamüstü
yıldızlardan soyundum nice bin yıldızlardan ey niyet sahibi
Çınaraltı’ndan geçtim yüzümde bembeyaz güvercinlerle

Güneş battı
masalar boşaldı
sandalyeler toplandı
babalar işten döndü
sofralar kuruldu
yağmur dindi
bir şiir okusam şimdi
nerede olursan ol
dinler misin
sesimi

Çok mu uzun oldu genç ölümlere gidip gelmelerden yorulmuşluğum

Refik Durbaş


Posted by Seboist64   @    29 Ağustos 2010 0 comments
Tags : , , , , , , , , ,
 0 Comments

Spam saldirilarindan dolayi yorumlari kapattim, lutfen yorumlarinizi sag taraftaki mesaj kutusuna yazin, tesekkuler....

Previous Post
«
Next Post
»