Selamünaleyküm değerli blog. Şimdiye kadar duyduğumda yadırgadığım bir davranışta bir filme ağlamak olayıdır. Şuana kadar hiçbir filmde ağlama eylemini gösteremedim ama galiba sorun bende, ne bileyim ne de olsa o bir yapım, bu kadar. Bir film çok kolay bir şekilde duygu sömürüsüyle veya acı bir olayı pat diye göstererek insanı duygulandırabilir, hatta ağlatır. Ama bunda ne sanat ne de bir drama vardır.
Ama sonunda bu dediğim basit yolları kullanmadan duyguyu aktarabilen bir film izledim. Ve itiraf edeyim o eylemi gerçekleştirdim. Evet filmin son 15-20 dk sı gözlerde nem vardı
Gerçekten mükemmel bir drama ve izleyiciye doğal haliyle aktarılmış bir hikaye. KESİNLİKLE İZLEMENİZİ TAVSİYE Edebileceğim bir film. Neyse şimdi benim yorumları bir kenara bırakıp size film hakkında bilgi vereyim.
(Türkçeye hangi isimle çevrildi bilmiyorum ama türkçesi : “Hatırlanacak bir anı” galiba)
Orjinal isim ( İndirme ve torrentçiler için) : Nae meorisokui jiwoogae
Yapım Yılı: 2004
Bir kore filmi, tanıdık bir oyuncu bulamadım.
IMDB Puanı gayet takdire şayan : 8,2
Imdb Link: http://www.imdb.com/title/tt0428870/
Şuradan online izleyebilirsniz :http://www.filmseyret.net/nae-meorisokui-jiwoogae-a-moment-to-remember-izle.html
Ama tavsiyem DivX veya DVD formatında izlemeniz. Ben TR altyazı ile izledim ama Türkçe dublaj bu filme daha iyi gider çünkü malum adamların dilleri biraz sert
Filmin konusu hakkınbda kısa bilgi: (Tamamen başka sitelerden (ç)alıntı)
İnsan beyni bazen öyle şeyleri unutur ve öyle şeyleri hatırlar ki, buna şaşırıp kalırız bazen.Mesela an gelir dedenizin ismini, hatta babanızın ismini bile unutabilirsiniz. Anlık hafıza kayıpları insanı çaresizliğe de düşürebilir.
Beyinin hala nasıl çalıştığını tam olarak çözememiş insanoğlu, nasıl durabildiğini de anlayamamıştır.
İşte, konusunu aşktan ve anılardan-hafızadan alan, A moment to remember – Hatırlanacak Bir Anı, kendisi de birkaç filme konu olmakla birlikte türünün en iyi örneklerinden.
Bu sabah saatlerinde balkonda ikamet eden Sıtkı ve Hasılanın evinde (akvaryum) Hasılaya rastlayamadık. Yani mecazi anlamda değil reel anlamda Hasıla kayıplara karıştı. Çok büyük ihtimalle balkondaki su deliğinden ….
Sıtkı ise soruları yanıtmalak istemedi. Bu arada uzun süredir kavgalı olduklarıda biliniyordu…
Macintosh, Apple, Pixar’ın kurucusu canımz ciğerimiz Steve JOBS abimizin mükemmel konuşması. Eminim bu gaza herkesin ihtiyacı vardır.
Geçen hafta PTT aracılığı ile adıma bir ödeme gönderildi. Fakat göndericinin ismini bilmiyordum. Çünkü ödeme türü burs gibi birşeydi. Ptt şubesine ödememi almak için gittim kimliği verdim tam parayı beklerken “Kim gönderecekti?” diye bir soru yöneltildi. Bende bilmiyorum dedim. Gişedeki görevli o zaman size ödemeyi yapamam dedi. O an dumur olmanın şaşkınlığı ile “Nasıl ya!” diye reflexif bir cevap verdim. O da güvenlik vb. falan diye zırvalamaya başladı. Aman ne güvenlik! Sonuç olarak o gün ödemeyi alamadım.
Sonra arkadaşlarla konuştuktan sonra tekrar şubeye gittim “Siz göndericinin adını söyleyin ben belki soyadını hatırlarım dedim bana göndericinin adını söyledi. Sonra hatırlayamadım dedim. Ertesi gün gidip aynı soruyu soyadına uyarlayıp soyadını da öğrendikten sonra Bingo! Parayı aldım. Madem böyle ilkel bir yönteminiz var alın size o mükemmel sisteminizin açığı… :>>>
Bu fikir İzTv izlerken doğdu, arkadaşlarla espiriyle karışık adalara gitme muhabbetine hep girerdik. Ama Santorini ile ilgili belgeseli izleyince bu istek tavan yaptı. O kadar ki hadi kalkın gidelim noktasındaydı. Fakat vize-pasaport problemi birden yüzümüze çarptı
Hani hep deriz ya ah şu adalar bizim olsaydı (veya kaptırmasaydık). Bence bizim olmamalıydı, eğer bizim olsaydı eminim bu adada eşşekler gezerdi. Ama birde şu mimariye ve üzelliklere bakın. Neyse ben daha fazla uzatmadan Santorini ile ilgili bilgileri paylaşayım… Buradan itibaren verilen bilgiler web ten topladığım bilgilerden ibaret;

Santorini adası, bir yanardağın çökmesi sonucu oluşmuş. Çökme esnasında bir parçasının direnmesi sonucu ayakta kalabilmiş. Dağ avantajından dolayı da pek bir yüksek, yanardağ kalıntısı olmasından doayı da hilal gibi.
Santorini’ye nasıl gidilir?
Uçak ve feribot ile: Marmaris’ten Rodos’a (1 saatlik feribot), Rodos’tan Santorini’ye de kalkan uçaklar (planör/pırpır/Vecihi uçakları’nı andıran) var. Ya da aktarmalı bir şekilde Atina-Santorini yapabilirsiniz. Yunanistan, hava ve deniz taşımacılığında oldukça gelişmiş. Hemen hemen her adada bir havaalanı var. Her adadan da gün içinde -özellikle yazın- farklı adalara taşımacılık yapılıyor.
Gemi ile: Gemi ile düzenlenen turlar var. Adaya günü birlik geziler düzenleniyor, bunlarda da Schengen vizesi talep edilmiyor. Gemilerin demirlediği yerden, teleferik ya da eşekle adaya çıkılıyor.
Bir web tasarımcısının başına gelebilecek en son şey başıma geldi; yedeği alınmamış SQL girdilerim uçtu gitti
Aslında bu yıkıcı bir sorun. Ama sorun değil, çünkü bu blog’un bir amacı yok, dece web tasarım pratiği yapmama yarayan bişey. O yüzden kaldığım yerden yazılarıma devam edeceğim. Öncekiler ne mi oldu; puff!