1
Şub
A moment to remember filmini izlemiş miydiniz; şöyle başlıyordu “Bir anı gittiğinde ruh da gider…”, insan anılarından ibaret işte, o anılar gittiğinde geçmişin ve sen de gidiyorsun. Bunu ayrıca bir yazıda ele alacağım.
Şimdi fotoğrafa dönelim. Bir donanımcı ve hatırlama unsurları birleşince ortaya böyle bir çalışma çıktı. Beğenize…

Hatta Attila İlhan ile güçlendirelim
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
2
Oca
Hayatımda ilk defa bu kadar heyecanlı ve mutlu bir doğumgünü yaşadım. O kadar güzel bir hediye aldım ki, o kadar heyecanı başka ne yaşatırdı örnek veremem. Umarım bu mutluluk tadımlık değildir. Ulan 2010 umarım önüme promosyon yem atmıyorsundur.

Fotoğraf : seboist64 Ankara’da Çekildi
Body: Canon PowerShot A530
6 mm, F – 2.6 , 1/200
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
31
Ara

Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?
Müşfik KENTER
26
Ara
Yoğun istek üzerine… İzlediğim filmler arasından en iyileri kendimce sıraladım…
Tam liste yazının devamında…
Yada bilgisayarınıza listeyi indirebilirsiniz…
Buradan!

Read the rest of this entry »
23
Eki
Canon EOS 400D
Yaklaşık 5 yıl önce A serisi bir Canon fotoğraf makinesi almamla başlayan DSLR merakı ve 350D aşkı nihayet 400D ile son buldu. Ve sevenler kavuştu.

Kavuşma heyacanını bir kenara bırakıp cihaza ve kısa tanışma bilgilerine gelirsek;
Canon’un 400D modeli 350D modelinin devamı niteliğinde, sensör 8 den 10.1 Mp e çıkartılmış. Ayrıca bu modelle birlikte Sensör temizleme özelliği de gelmiş. Bu gerçekten hoş bir şey, makineyi her açtığımda sensör temizleniyor. Canon yeni ürünüyle beraber 18 – 55 mm (kit) lens veriyor. Bu lens genel çekimler için bir başlangıç lensi denilebilir. Fakat çekim konularına göre farklı lensler almak ihtiyaç oluyor zamanla. Ben bu kounudaki seçimimi
“CANON-EF 75-300 MM F/4.0-5.6 III TELEFOTO ZOOM L” dan yana kullandım.


Gelirgelmez tüm menüyü gezdim ama bir türlü ilk kareyi çekmek için bir obje bulamadım, lan çek işte pencereyi saksıyı şurayı burayı dimi
Hemen bir kağıt ve üstüne Zippo’yu koydum, dolayısıyla ilk resmim bir makro denemesi oldu. Netlik falan biraz kötü ama maruz görün İLK deneme!

Fotokritikteki şu meşhur fotonun da 400 D ile çekilmiş olduğunu hatırlatarak bu blog girdime son veriyorum.

İlerleyen günlerde daha fazla bilgi ve fotoğrafla buraya yazarım birşeyler. Şimdilik bu kadar. Esen kalın, Işığınız Bol Olsun !
Özellikler Burada , İnceleme Burada
Read the rest of this entry »
18
Eki
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Dostum sözünü söylediğimde biz kardeş değilmiyiz lan! diyecek olan kardeşlerime ve tüm yakın arkadaşlarıma gelsin bu şiir! Teşekkürler, büyüyorum sizinle…

BiR DOST
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
“Nereden çıktın bu vakitte” dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
“Gözünün dilini” bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,
…dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, “hak ettim” diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi…
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş…
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş…
* * *
Read the rest of this entry »
23
Eyl
Yıllar önce oluşturulan bir video, şimdi izledim ve paylaşma gereği hissettim, buyrun, bakalım beğenecekmisiniz.
Videodakiler: Ben, Murat, Mehmet (Çortal), Yasin, Ferhat, Sezai…
This text will be replaced