Foroğraf : Seboist64 , 1986 Model Helios 44m-6 f/2 objektifle denemelerimden…
Aydilge – Takıntı :
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Sonunda izledim elhamdülillah
Memento, Prestige ve Dark Night’ı yapan zeka küpü Christoper Nolan’ın bu filmini uızun süredir bekliyordum. Acayip bi pozitif önyargı da oluşmuştu tabi. Nitekim beklediğim gibi de çıktı. Filmde gerçeklik, rüya, psikoloji, bilinçaltı, Newton fiziği, kimya, uyuşturucular… Tek kelimeyle harikaydı. Özellikle rüya ve gerçeklik arasındaki zaman farkı daha önceden de dikkatimi çeken birşeydi. Bir ara Lustral seyahat işini de araştırmıştım. Kısacası film benim listemde de tüm zamanlar en iyiler koltuğuna oturdu. Filmden alıntılar yapıp tartışmak vardı ama neyse, spoiler vermeyelim.
Bu da filmden geldiğim gece evde bardakla çektiğim bir fotoğraf, etkilenmenin böylesi
;
Bir gizem deneyi…
Çalışan jeneratörler , mavi bir ışık , hem radar hem de optik görünmezlik ,yetmiyormuş gibi kaybolup kilometrelerce uzakta ortaya çıkan ve tekrar geri gelen bir gemi , aklını kaçıran ,geminin metal gövdesi ile kaynaşan insanlar…Ne kadarı bilim , ne kadarı kurgu , ne kadarı gerçek…Belirsiz…
Oysa her şey , aslında iki bilim adamının kuramları ve öngörüleri çerçevesinden değerlendirildiğinde , teorik anlamda da olsa hayli makul görünmekte…
Tesla : “Enerjiyi kablo kullanmadan da doğanın kendi kuvvetlerini kukllanarak aktarabilir , insanlığın hizmetine sunabiliriz.”
Sene 1930…Tesla ve ekibi Colorado Çölünde kurulmuş bir laboratuarda hararetli bir çalışma ile kuramını sınamaktadır.Hafife alınır bir buluş olmayacaktır.Zira bizzat ABD hükümeti tarafında finanse edilen bu çalışmalar başarı ile sonuçlanacağı takdirde yüksek enerjinin bir yerden diğerine transferi , kablolama gibi herhangi bir aktarım düzeneği kullanılmadan da başarılmış olacak , yepyeni teknolojilere ve uygulamalara açınım sağlanabilecektir…
Bilim tarihine hayli renkli bir kişilik olarak geçen Nikola Tesla , Elektro-Manyetizma Kuramını daha kağıt üzerinde ifade edilmeden kendi içgüdüleriyle yıllar öncesinde çözümlemiş , kendi deney düzenekleri ile kuramın doğruluğunu pekiştiren ilginç deneyler düzenlemiştir.Bunlar yüzlerce elektrovoltluk enerji yüklenmiş bir kafesin içinde havada asılı kalmaktan , tonlarca ağırlıkta bi cismin yüksek elektromanyetik ortamlarda hareket ettirilmesine kadar değişiklik gösteren , çekiciliği yüksek , şov özellği de olan deneylerdir.Kendisini yakından tanıyan ender dostları bu tür deneylerde Teslanın asıl aradığı şeyin “ışınlanmak” olduğunu , Teslanın hayatını buna adadığını gayet iyi bilmektedir…
1930′un sonbaharında deney başarıya ulaşır.Bir yıldırım yakalanır ve alınan enerji kurulan düzenek vasıtası ile 50 metre ilerideki alıcıya aktarılır.Daha sonraki deneylerde bu mesafe 500 metreye kadar artırılır.Özdeş düzeyde polarize edilmiş zıt elektrik yüklerine sahip iki düzenek arasında hiçbir taşıyıcı olmaksızın enerji nakli kontrollü biçimde başarılmıştır…
Einstein:”Doğada bilinen bütün kuvvetler aslında aynı kuvvetin farklı izdüşümleridir.Madde enerjinin uzay zamanındaki herhangi bir alanda yoğunlaşmasından başka bir şey değildir…”
Einstein yaşamının son 30 senesini yukarıda özetlenen bu kuramın üzerine odaklanarak geçirmiş, doğanın mekanizmalarını ve kendi tabiri ile “Tanrının nasıl zar attığını” bilimsel bir kuram üzerinden ifade etmeye çalışmıştır.Tıpkı Tesla’nın elektrik akımının , akım doğrultusuna dik elektromanyetik alanlar oluşturduğunu ve her iki enerjinin birbirleri arasında dönüştürülebileceğini ispat ettiği gibi , Einstein da atom çekirdeğini bir arada tutan zayıf atom kuvvetinin , elektronları yörüngelerinde tutan güçlü atom kuvvetinin cisimler arası çekim kuvvetinin ve elektromanyetik kuvvetlerin aslında birbirleri ile etkileşim halinde olduğunu, bütünleşik tek bir formül ile ifade etmeye çalışmaktadır…
Makalenin devamı…
Bu çok uzun konu hakkında kısa bilgi yok mu diyenler içinse;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Philadelphia_Deneyi
Filmi neresinden, hangi çekici tarafından anlatsam bilmiyorum. Uzakdoğu ve Dövüş sanatları filmlerinden haz almazdım ta ki IP MAN’a kadar. Çünkü görsellliğin ötesinde dramatik, duygusal ve onur konuları üzerine yoğunlaşan bir film. Film ilk dakikalarından itibaren IP Hocanın stiline aşık ediyor, daha sonra bu dostluk ve onurla birleşip tam bir başyapıta dönüşüyor. Burdan sonrası -SPOILER- ‘a girer daha fazla anlatmak istemiyorum. İster konuyu sevin ister nefret edin, isterseniz hiç işim olmaz diyin ama mutlaka bu filmi izleyin Top listenizde yer alacağından eminim. Nitekim IMDB Puanı da takdire şayan ve 8 üzeri puana sahip.
İyi seyirler…
Bu arada ek bilgi vermek gerekirse film True Story yani gerçek bir öyküden uyarlama, ha bu gerçek öykü de öyle basit bir hayat değil, bir direnişin ilk kıvılcımı, IP hoca Bruce LEE gibi yıldızların hocası…
Belki duymuşsunuzdur, duymadıysanız da hemen test edin hiçbir kağıt 7 den fazla üst üste katlamaz. Fakat bu videodaki abla ve ekibi bunu çürütüyor, ve futbol sahası gibi ince bir kağıdı tam 11 e katlıyor!
Bu kez de yabancı karışık hitleri düzenledim. Ve Yabancı Slow Seçimlerim…
